Dostluk mu? Siyaset mi?

Otuz yıla dayanan dostluğumuz vardı. Bektaşî idi. Babasının, annesinin kendisin evlerine gitmişliğimiz, lokmayı bölüşmüşlüğümüz söz konusu idi. Keza kendisinin de benim evimde her zaman yeri, soframda lokması vardı.

Bektaşi idi. Alevîlik-Bektaşîlik araştırmalarımda ciddî kaynak sağlamıştı. Dördüncü baskısı yapılan kitabımda resmi bulunan, yaşayan tek kişi o idi.

Gece gündüz demeden beni arayabilen, her türlü yardımı-işi, isteyebilen kişilerden biri idi.

Adaylığım kesinleştiğinde ilk ziyaretine gittiğim kişi O oldu. İlk gittiğim köy de O’nun köyü idi.

Şehre oldukça uzak olan köyüne uzun ve zahmetli bir yolculuktan sonra ulaşabildik. Arabada dört kişi idik.

Adaylığımı duymuştu. Karşılamasında anlam veremediğim bir serinlik hissettim. Yaşadığı sıhhi sorunlarla ilgili olabileceğini düşündüm. Üzerinde durmadım.

Kısa bir hoşbeş ve –yanımdakilerle- tanışma faslından sonra söze girdim. MHP’den aday olduğumu ve desteğini istediğimi belirttim.

Cevabı benim için şok oldu: “Hocam kusura bakma. Ben CHP’nin delegesiyim. Sana oy veremem.”

Ben O’nun CHP’ye kayıtlı olduğunu ve dahi delege olduğunu bilmiyordu. Dahası merak ta etmemiştim. O, benim dostumdu. Boğazıma bir yumruğun dayandığını ve soluğumu kestiğini hissettim. Her şeye rağmen pişkinliğe vurdum: “Ç…. Sen vermezsen de bacımın oyunu istiyorum.” (Yengeyi kastediyordum.)

“Zor, Hocam.” diye cevapladı.

Konuyu değiştirdim. Belki de bozulduğumu anlamıştı. “İstersen” dedi, “Teyzeni ara. Ondan destek iste.” Annesini kastediyordu.

Yanımdakiler annesinin telefonunu istediler ve kaydettiler.

Konuşmamızın sonraki bölümü havadan-sudan geçti. Çaylarımızı içtikten sonra kalktık.

Evinden ayrılırken, 30 yıllık dostluğumuzun siyasete kurban gittiğini kabul etmiştim.

Ne annesini, ne de kendisini bir daha aramadım…

……………..

Aday listelerinin belirlenmesinden sonra, il teşkilatı ile birlikte üç aday, Amasya’nın tüm ilçelerini ziyaret ediyorduk. Birinci sıradaki adayımız Çorum doğumlu Türkmen Alevîsi idi. Israrlı yapılan propagandalarda Alevî-Bektaşî gruplarından oy alacağı fikri işleniyordu.

Alevî-Bektaşî kesimin yoğun bulunduğu ve sıklıkla sol eğilimli partilerin (CHP-DSP gibi) desteklendiği Gümüşhacıköy ilçesinde idik. Önde il ve ilçe başkanlarının yanında, diğer iki adayımız kalabalık bir grup halinde ilerliyorlardı. Biz (3-4 kişilik bir grupla) arkadan geliyorduk. Önde giden adaylarımız kendilerini tanıtıyorlardı: “Merhaba. Ben …. ….. MHP’den milletvekili adayıyım. Duanızı ve desteğinizi istiyorum.”

Özellikle birinci sıra adayımıza, yine özellikle Alevî-Bektaşî kesimden yoğun ilginin olduğu görülüyordu. Herkes memnun gözüküyordu.

Arkadan elen bizler daha uzun sohbet etmek imkânı buluyorduk. Birinci adayımız için kullanılan söz, “O bizden.” idi.

Soruyordum: “Siz kimsiniz? Bu ayırım niye?”

Cevap aynı idi: “Ayırım yapan sizlersiniz. Hiç Alevî cumhurbaşkanı, devlet başkanı, başbakanımız var mı?”

Bakan, general, üst düzey olmuş Alevî-Bektaşîlerden örnekler veriyordum. Cevap hep aynı idi: “Onların yükselmesine engel oldunuz. Paşaları engelleyip, içeri tıktınız.”

Ayırımın yanlış olduğunu, kendilerinin öz be öz Türk ve Müslüman olduklarını anlatıyordum. Büyük ölçüde kendilerini ayrı-farklı hissediyorlardı. “Biz Alevîyiz” diyorlardı.

Aleviliğin ne olduğu sorusuna açık cevap veremiyorlar, kulaktan dolma bilgileri söylüyorlardı. Dört kapı-kırk makamı bilen yok denecek kadar azdı. “Tevella-teberra” yı da bilen hemen hemen yoktu.

Soru siyasi eğilimlere geldiğinde, -birinci adayımıza gösterilen büyük ilgiye rağmen- “Destekleyeceğiz” demiyorlardı. Havaları, “Sizi severiz. Başarılı olmanızı da isteriz Ancak siz sizin evde mutlu olun; biz bizim evde.” idi.

Ziyaretler bittiğinde il-ilçe teşkilatları ve adaylarımız çok mutlu idiler. Gümüşhacıköy’de oyların en azından ikiye katlanacağını ileri sürülüyordu. Benimle beraber gezen tecrübeli bir arkadaşım net ve rahatsız edici bir tespitte bulundu: “Eski dönemde alınan oy yine alınırsa başarıdır.” Ben de aynı kanaatte idim.

Sonuç düş kırıklığı oldu. Alevî-Bektaşî kesim kendi partilerini (CHP) desteklediler. Sünni kesim, birinci adayımız Alevî kökenli olduğu için MHP’ye yeterli oyu vermedi. Ve biz, Gümüşhacıköy’de eskiden alabildiğimiz oyun ancak 2/3’ünü alabildik.

 

Sosyal olun, Paylaşın!
Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Dostluk mu? Siyaset mi? için bir cevap

  1. slmlr abey ben bu filmi izlemiştim.Hatta bir bölümündede rol almıştım =))))) Nuri der ki:

    abey ben bu 30 yıllık çakma dostu çok merak ettim. Yedirdiğin ekmek hastalığında gösterdiğin ilgi haram olsun Ş……….size seçim anılarınızda hiç bahsetmediğin gerçek dostttt=))))))))) vaybeeee çok acıklı oldu demi abey =)))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir